junio 14, 2021

PoderyGloria

Podery Gloria'da Türkiye'den ve dünyadan siyaset, iş dünyası

Altınordo, Türk futbolunun geleceği olabilir

Geçen Çarşamba Türk futbolu adeta bir devrim yaşadı. Çağlar Söyüncü ve Cengiz dernder gibi Türk milli takımının yıldızları da dahil olmak üzere birçok oyuncuyu bir araya getiren takım Altınordu FK, Birinci Lig Süper Lig’e yükselmeyi neredeyse kesinleştirdi. Bir diğer İzmir takımı Altay, TFF 1. Lig Futbol Ligi 1. finalinde kendisini mağlup etti. Altınordo, son dakikada Türkiye 1. Ligine geçme fırsatını kaçırdı.

Ancak benim için Altınordo’nun hikayesi ve hedefleri Türk futbolunun geleceğini temsil ediyor. Altınordu, kısa vadeli başarıya odaklanmak ve ithalat odaklı olmak yerine kendisini Türk gençliğine adadı ve onlara profesyonel futbolcu olma şansı verdi.

“Kulübün bir felsefesi olmalı. Altenurdo Sit yönetim kurulu başkanı Mehmet Özcan, tıpkı belli bir futbol kişiliğine sahip bir takım gibi, kulübün de bir felsefesi olması gerektiğini söylüyor.”

Gençliğe, kulübün karakterine yatırım yapma felsefesi de buradan gelmektedir. Altınordu, futbol okullarına yaptığı yatırımlarla ve yetenek geliştirme programlarıyla en çok ihtiyaç duyduğu dönemde Türk futboluna yeni bir yol açtı.

1923’te kurulan Altınordo, futbolda kesinlikle yeni değil. Ancak Özcan’ın kulübü satın alıp birleştirdiği 2012 yılına kadar yenilikleriyle tanınmıyordu. Başından beri, hedeflerinin genellikle bir sonraki maçı kazanmaktan öteye gitmeyen maço futbol yöneticilerinin çoğundan farklı olduğunu açıkça belirtti.

“Sloganımız her zaman“ İyi insan, iyi vatandaş, iyi oyuncu ”olmuştur. Oyuncularımız kendileriyle barışık, toplumla barışık ve başarılı sporcular olmalıdır. Özcan bir röportajda, felsefesini ve felsefesini Altınordo ile anlattığını söyledi.

Dolayısıyla Altınordu sadece bir futbol kulübü değil, aynı zamanda bir eğitim kurumu. Oyuncuların karakter gelişimi büyük ilgi ve dikkat gerektirir.

Halen Türkiye genelinde 40 farklı şehirde bulunan 159 farklı futbol okulunda yaklaşık 10.550 genç oyuncu temel futbol eğitimi almaktadır. 6 yaşından başlayarak 13 yaşına kadar futbol eğitimi alan genç oyuncular kabul edilmektedir. Bu oyuncuların gelişimleri ve ilerlemeleri sürekli takip ediliyor ve en başarılı oyuncular 13 yaşından itibaren Altınordu Futbol Akademisi’ne (ALFA) üye oluyor.

READ  Ayrılıkçı Avrupa Ligi Türkiye'de eleştirildi

Bu güçlü temel sayesinde Altınordu, ilk takımında yerel oyuncuların en az% 34’ünün yer alması şeklinde bir kurum içi kuralı benimsemiştir. Bu oran, Altınordu’yu gençlik sisteminden gelen oyunculara başlangıç ​​dizilişinde bir şans vermesi açısından Avrupa’nın en iyi oyuncularından biri haline getiriyor.

Kulübün araştırmasına göre “Kulübün Avrupa’daki koçlarının durumu, “Kulüp, Altınordu’nun rol model olarak gördüğü Athletic Bilbao ve Real Sociedad gibi kulüplerle kafa kafaya yarışıyor. Altınordu FK, rol modeli gibi Türk olmayan oyuncuların kadrosunda oynamasına izin vermiyor.

Özkan, “Bunun ırkçılıkla hiçbir ilgisi yok. Tek amaç yerel çocuklara bir şans vermektir.”

Aslında Altınordu, Türkiye’nin milli genç takımlarına büyük katkılarda bulundu. Kulübün yaptığı diğer araştırmalar, Türk ekipleri için yetenek fabrikası. Veriler, 2017-2021 yılları arasında ulusal gençlik takımlarında beş oyuncudan birinin Altınordo’dan olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla yetenek geliştirmeye odaklanan Altınordu, ilk ekibinin kısa vadeli başarısı için hiçbir şeyden ödün vermiyor.

Ancak Altınordu sadece Türkiye için bir örnek değil. Kulüp sahiplerinin ve yöneticilerinin kalabalıktan uzaklaştığı ve açgözlülükten tamamen Avrupa Premier Ligi gibi projeler başlattığı bir dönemde Altınordu, yeni bir felsefe getiriyor.

Futbol, ​​sadece az sayıda oyuncu temsilcisi ve yöneticisinin yararlandığı pahalı transferlere dayanmak zorunda değildir. Eğitim ve kalkınmaya yatırım, endüstriye ve en önemlisi topluma çok daha fazla fayda sağlar.

Altinordo, mütevazı ve adanmış bir sosyal fayda felsefesi olan futbolun geleceğini açıkça temsil ediyor. Türk yetkililer Altınurdo’nun kullandığı formu incelemeli ve ülkedeki futbol eğitimini buna göre koordine etmelidir. Ancak o zaman Türk futbolunun gerçek potansiyelini kavrayabiliriz.